1 Kasım 2008 Cumartesi

Caravan Rock Bar


Bilenler bilir, bundan 10-15 yıl önce, daha Taksim böylesine popüler bir yer değilken biz saçı belinde-küpeli Rock'çı ve Metalci tayfa, yazları Ortaköy'de cami arkasında geçirir, kış geldiği zaman da Taksim'e göçer, birkaç yere takılırdık geceleri: Eski Kemancı, Haydar, Has-Seaktear (böyle mi yazılıyordu? :)) ) ve Caravan. Bu yerler sırayla dolaşılır, her birinde tanıdıklar görülür, konuşulur, kafa sallanır, trip yapılır, bira içilirdi. Bu yerlerin ortak özelliği, ucuz bira, kulağı sağır edecek kadar yüksek volümlü heavy metal müzik ve tepeden tırnağa siyah giyinmiş postallı aykırı tüm tiplerin barınağı olmalarıydı. Özellikle hafta sonları canlı müzik olduğu, tipimizi beğenmeyip dam(!) soran Yeni Kemancı'dan ya da Hayal Kahvesi'nden farklı olarak burada dam falan da sorulmadığı için en son Caravan'a gidilirdi.

Zamanla biz biraz büyüdük, sonra Taksim başka birşeye dönüşmeye başladı, aykırı gençlik internet ve cep telefonu eksenli bir güruh oluverdi ve bu yerler teker teker kapandı. Bir baktık ki Eski Kemancı gitmiş, Has-Seaktear döviz bürosuna dönüşmüş...

Geriye bize ait, hala sıkı müzik dinlenen ve uzun süredir kesintisiz açık olan bir tek yer kalmıştı: Caravan. Balık Pazarı'na girdikten sonra soldaki sokaktaydı, hala arada sırada buraya takılıp 10-15 yıl önceki tanıdıkları, kimilerinin saçları dökülmüş ve epeycesinin de bizler gibi 20'şer kilo almış halde görebildiğimiz, hala sıkı çalan, ucuz bira içip sert müzik dinlediğimiz, tuvaleti rock bar gibi kokan ve ama aslında gidip "vay bee, ne günlerdi" diyerek nostalji yapabildiğimiz tek yerdi.

Dün gece, Kağan ve Şenay ve Alişan'la yine gittik, Electric Circus (Port Royal?) dinleyelim, kafa sallayalım istedik. Bir de gördük ki, Caravan kapanmış-gitmiş, yerinde yeller esmekte... Electric Circus da artık Dorock'da çalıyormuş. Üzüldük ve süzüldük. Şaşkın halde, suskun-puskun yolumuzu çevirdik, yere baka baka Balık Pazarı'ndan otobüs kalabalığındaki İstiklal'e çıktık...