4 Eylül 2012 Salı

Renkli Rüyalar Oteli

Sarhoş olsak ya! ... Kimiz unutsak ya! ... Bulut olup iç içe, bardaktan boşalsak ya! ... Sarhoş olsak ya! ... Kimiz unutsak ya! ... Yüksek doz aşk alıp burada mutlu ölsek ya!

21 Şubat 2012 Salı

Durum VII

...sıcacık yaz tatilinin temmuz öğle sonrasında güneş üstümüzden aşarken, sokakta oynadığımız çocuk oyunlarının en güzel yerinde kendisine seslenildiğini duydu. Büyükler çağırıyordu. "gel kızım! bu kadar oyun yeter!" Gitmek istemedi, bizlerle kalmak istedi. Sokakta olmak, diğer çocuklarla oyununa devam etmek istedi. Ama dinlemediler. Canı sıkkın, hiç istemeye istemeye o güzelim yaz tatilini, sıcacık temmuz öğle sonrasını, çocuk oyunlarını, bez bebeklerini, kiraz yaprağından paralarını, topladığı gazoz kapaklarını bizlere bırakıp, düşüncesi bizde devam eden oyunun üzerinde, aramızdan yitip gitti. Kimimiz gördü gittiğini, kiminiz görmedi...

23 Ocak 2012 Pazartesi

İlginç Zonguldak Haberleri Konusu

Aslında Zonguldaklı olduğumdan önceleri algıda seçicilik sanmıştım. Zonguldak hakkında ne kadar ilginç haberler çıkıyor diye düşünüyordum.

Ama zamanla gördüm ki, seçicilik falan değilmiş. O topraklar ilginç haberler çıkarıyor! Şimdi ne zaman acaip bir habere rastlasam "Zonguldak'tan mıdır?" diye özellikle bakıyorum ve büyük ihtimalle öyle çıkıyor.

Artık böyle haberlere rastladıkça buradan paylaşacağım.

2 Ocak 2012 Pazartesi

Guiness

Bloguma yazmama rekoru kırmışım.

Hayatını çoğunlukla yazarak kazanan birinin kendine yazmaması...

13 Nisan 2011 Çarşamba

11 Nisan 2010, Pazar

"Artık günlerden pazar, saat daha 01 civarları.

Bugün dönüş günü...

Dün sabah kalkıp yine yollara düştük. Kahvaltıyı aceleyle bitirip apartmandan ayrıldık. Doğru Cape Tribulation'a... 3-4 gün önce ağır yağmurda yaptığımız yol bu sefer güneş altında bambaşka görünüyor. Mossman'den sonra feribotla nehri geçtik. Okyanus kenarında bir kahve molası verip Cape Tribulation'a sürmeye devam ettik. Nehir çekilmişti, daha önce geçemediğimiz bu yerden rahatça geçip Cape Tribulation'a vardık. Sanırım mevsiminde dolu olan bu yerde inanılmaz güzel bir kumsal, deniz ve tropikal orman var. İyice yağlanıp öğle sıcağında sahilde yürüdük-fotoğraf çektik.

Sonra dönüşe geçtik. Mason diye bir yerde öğle yemeği yemeye karar verdik. Az önce sıcaktan yandığımızdan, su diye aranırken bu yerin arkasında orman içinde göllenen bir çayda milletin yüzdüğünü gördük. Hemen üstlerimizi değiştirip göle atladık. Serin ve tatlı su, süperdi.

Arkasından fishburger-su-cipsten oluşan yemeğimizi yiyip yola devam ettik. 17.50'de arabayı teslim ettik, taksiye atlayıp havaalanına geldik.

Uçakta Ness'in bilgisayarından Castle adlı filmin kalanını ve Into the Wild'ın yarısını seyrettik. 22.00'de Sydney'deydik. Eve gelip filmin kalanını bitirdik. Sonra Ness yattı, ben bu saate kadar bavul hazırladım.

Yarın hava güzel olursa denize gidelim diyoruz. Akşama da büyük dönüş yolculuğum başlıyor..:))"

_____ o _____


"Uçağa 3 saat kaldı. Ness'in evindeyiz. Hazırlandım. Saat 19.50'de evden çıkacağız, Ness beni havaalanına bırakacak.

Bugün kalkıp evde kahvaltı yaptıktan sonra denize gittik. Coogee Beach. Denize girdik, güneşlendik. Sonra Cenk, arkasından da Rebecca geldi. Akşam üzeri Pub Warrenbiew Otel'e gidip birşeyler yiyip içtik. Sohbet ettik. Bec, hala 14 yıl aradan sonra hem de Sydney'de görüşmemizin inanılmaz olduğunu söylüyor :)

Evet, okyanusla başlayan Avustralya serüvenimi, bugün yine okyanusla bitirmiş oldum. Güzel, değişik ve harika bir deneyimdi. Dünyanın taa öbür tarafına gelip 2,5 hafta boyunca kendi içinde dahi birbirinden çok değişik iklimler ve ortamlar gördüm, yaşadım. İyiki de yaptım. Çok daha iyi hissediyorum.

Bana iyi yolculuklar..."

8 Nisan 2011 Cuma

9 Nisan 2010, Cuma

"Sabah 7'de uyandım. Gün güneşli. Kahvaltıyı hazırladım. 8.30'a doğru apartmanın önüne çıktık. 8.50'de servis bizi aldı. Tekneye gittik. Katamaran, çok hızlı. Opal Reef'e doğru yola çıktık. Yaklaşık 40 dk. kadar sürdü, çok dalgalıydı, lunapark gibi. :) Sonra durduk, ön bilgiden sonra şnorkel, gözlük, palet ve giysilerimizi giydik. Doğru denize!

Su harikaydı, reef ise binbir çeşit balık ve mercandan oluşan kocaman bir tropikal akvaryum. İnanılmaz renkte ve şekilde binlerce canlı barındırıyor. Böylece Opal Reef'in 3 farklı kısmını dolaştık, 2,5-3 saat kadar yüzdük. Arada öğle yemeği yedik, hafif ve açık büfe, güzel bir yemekti. Çay, kahve, kek, bisküvi ve meyveyi de eksik etmediler. İlgi, alaka ve güleryüz yine had safhadaydı. 4.30-5.00 gibi döndük Port Douglas limanına. Sonra dışarıda birer bira içtik, hediyelik eşyalara baktık ama birşey beğenemedik.

Yürüyerek apartmana döndük. Biraz dinlenip barbekü yaptık. Kanguru eti denedim ama pek beğenmedim. Sosluydu, ondan olabilir.

Yarın sabah apartmanı terkedip önceki gün yağmurdan varamadığımız Cape Tribulation'a gitmeyi düşünüyoruz. Akşam da Sydney'e dönüyoruz. Artık tatilim sona eriyor. Bakıyorum da, dünyanın bir ucuna geldim gerçekten de. İstanbul'u ve sevdiklerimi özledim artık. Pazartesi oradayım. :)"

8 Nisan 2010, Perşembe

"Uyandık, hava kapalıydı. Gün boyu da genelde kapalı kaldı. BAzen yağdı, az da açtı. Evi terketmeden birşeyler yedik. Sonra Atherton'a gidip mineral müzesini gezdik. Sonra kahve-apple pay yedik. Kasabadan çıkıp Herberton üzerinden Mounthypipamee National Park'a gittik. Çağlayan ve krater gölüne baktık. Malanda üzerinden Yungaburra'ya gideçekken biraz kaybolup Curtain Fig Tree'ye çıktık. Acaip büyük bir ağaç kendisi. Neyse, oradan Yungaburra'ya uğradık. İlginç birşey yoktu. Oradan çıkıp Lake Eacham National Park'a gittik. Çevresi 3 km. bir göl var. Yüzülebiliyor. Biz çevresini yürüdük, son 1 km.sini koştuk. Yıllardır koşmayan bana iyi geldi. :)

Gordanvale'e indik, o yol inanılmaz dolambaçlıydı. Oradan Cairns ve direkt Port Douglas yaptık. İki gün kalacağımız apartmanımızı bulup yerleştik. Havuzu var-yüzdük. Duş alıp kasabaya gittik. İki günlük yiyecek alışverişi yaptık -yarın barbekü ve kanguru eti var, bakalım nasılmış tadı?- Akşam yemeği yedik. Apartmana geri döndük. Yarın Great Barrier Reef'e tekne turumuz var. Çok hızlı teknelerle gidip çeşitli yerlerde şnorkel yüzmesi yapıyorsun. Hava açık olacak görünüyor, umarım öyle de olur. Saat geceyarısı olmuş. Az sonra yatma zamanı, sabah erken kalkacağız."

7 Nisan 2010, Çarşamba

"Sabah kalkıp tost ekmeği, bal, tereyağ, kahve kahvaltımızı yapıp moteli terkettik. Hava açacak gibi, ilk kez bir parça mavilik gördük. :) Keyfimiz yerine geldi.

Mossman'in hemen dışında Mossman Gorge'a gittik. Yağmur ormanı yürüyüşü yaptık. Yürüyüş esnasında hava açtı, hep açık kalacağını da gösterdi.

Bugün dağlara doğru çıkmaya karar verdik. Öyle de yaptık. Dağ yollarına vurup Mareeba'ya gelmeden önce, yolda önce Lake Mitchell'durup birkaç fotoğraf çektik. Sonra mangodan şarap yapılan Golden Drop Mango isimli fabrikaya, sonra Mareeba Wetlands isimli yere gittik. Kuş cenneti olan bu yerde göl ve kano var. Bir kanoya atlayıp 20-30 dk. kürek ve foto çektik. Oradan Coffee Worlds'e uğradık. Öğle yemeğimizi yedik. Bi ton hediyelik ıvır zıvır ve burada üretilen bi ton çikolata-kahve var. Oradan da çıkıp kalmaya karar verdiğimiz Atherton'un 1,5 km. güneyinde bulunan bu yere, yani Woodlands Tourist Park'a geldik. Havuz var. Burası hem küçük evlerin olduğu, hem de karavanların kalabildiği çok güzel bir tatil köyü. Çadırda da kalabiliyorsun. Evimize yerleşip hemen kendimizi havuza attık. Saat 16.00 falandı. Duş aldık, az sonra dere kenarında ördek gagalı hayvanı -platypus yani- görme umuduyla oraya gittik, bekledik ama göremedik. Geri döndük. Ness makarna yaptı, yedik. Bulaşıkları yıkadım. Şimdi de verandada oturdum, baileys içip bunları yazıyorum. Biz makarna yer-tv seyrederken yine yağmur başlamış. Umarım yarına ve sonrasına devam etmez. Cuma Port Douglas'tan Great Barrier Reef'e snorkelling rezervasyonu yaptırdık. Yarın da buralarda takılıp akşam Port Douglas'a döneceğiz ve orada kalacağız. Şu anda saat 20.45."

"1 Yıl Önce"ye Devam-6 Nisan 2010, Salı

"Gerçekten berbat kokan hostel odasından kendimizi zor attık sabah. Bütün gece yağmur yağdı. Ness gidip kiraladığı arabayı aldı. Bu seferki, kırmızı bir Hyundai Getz. :) Cairns içinde biraz gezinip Cape Tribulation'a doğru yola çıktık. Sabah boyunca ve de gün boyunca sürekli ama sürekli yağmur yağdı. İlk başlarda iyi geliyordu. Sonra hiç durmayacağı anlaşılınca çekiciliğini de kaybetti. Neyse, biz ilk olarak Port Douglas'a vardık. Gezinip boat trip vs. hakkında bilgi aldık. Yemek yiyip bir-iki günlük yiyecek atıştırma malzemesi aldık.

Sonra Cape Tribulation yoluna devam ettik. Görülecek ve gördüğümüz bi ton yer var. Ve hep yağmur. Daintree River'ı ferryboat ile geçiyorsun. Oradan bir ulusal parkın 700 metrelik parkurunda yağmur ormanı yürüyüşü yaptık.

Burası, Avustralya'nın tropikal bölgesi. O yüzden yağmur ormanları var. Biz de cangılın tam ortasında, yağmurun altındayız. 6 ay yağmurlu, 6 ay kurak gidiyormuş. Yağmur döneminin neredeyse sonundayız ama manyak gibi yağıyor. Cuma güneşli görünüyor. Umarım öyledir, yoksa boat trip falan berbat olacak.

Yağmurdan Cape Tribulation yolu bile kapanmış, gidemedik. :)) Geri döndük. Akşam Daintree'de kalalım dedik, varmak üzereyken o yolun da kapalı olduğunu gördük. Yollardan ırmak akıyor resmen.

Sonuçta Mossman'e galdik. Bir motel bulduk ve burada bunları yazıyorum işte.

Ness der ki, "we're under rain in rain forest! :))"

"1 yıl Önce"ye Devam-5 Nisan 2010, Pazartesi

"Cairns'e geldik. Akşam üzeri güneş batmıştı. Hosteli arayıp "bizi alabilir misiniz?" diye sordu Ness. İsveç'ten olduğunu konuşarak öğrendiğimiz gayet keyifli bir eleman, dökülen bir minibüsle gelip bizi aldı. Keyifli konuşmalar... Hostele geldik. Olympos'un kopyası. Böylece beğendim. :) Resepsiyondan geçip odamıza (c28) yerleştik. Dışarıda hava sıcak ve çok nemli. oda berbar bir şekilde çürümüş halı-ayak karışımında kokuyor. Yağmur hem yağıyor hem yağmıyor. İlginç. Yağarsa da, sis ile damla arasında birşey. Yağmura benzemiyor."

ehe!

Dün çaktırmadan gidip Akın'ın bürosunun kapısına "DUT BEKMEZİ GELDİ" yazılı bi kağıt yapıştırıp kaçtım.